Aradığınız yazıyı bulamamanız veya hata alınması halinde arama kısmını kullanarak ulaşabilirsiniz.

Ceza Yargılamasında Olması Gereken Yargılama Düzeni

Ceza yargılamamızda şu an için hakimler ve savcılar aynı üst kurula bağlı, atama ve özlük hakları, mesleğe giriş, tüm düzenlemelerde aynı konumda belirtilmiş ve duruşmalarda da hakimlerin sağ yan tarafında, hakimlerle aynı masa etrafında oturmaktadır. Avukatlar ise hakimlere göre daha alt bir seviyede sağ veya sol tarafta konumlanmaktadır. Ancak bu düzenin bu şekilde olması yargılamalara ciddi anlamda zarar vermekte, adalet ve hukuk yönünden eksikliklere ve yargı kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Şöyle ki;


Şu anki yargılama düzenimize göre hakimler çoğu zaman savcılarla aynı yerlerde bulundukları için ciddi anlamda tanışmışlık seviyesi artmaktadır. Nitekim, duruşmalarda yan yana oturmakta, birbirlerinin tüm yazılarını, notlarını görebilmekte; konuşmalarını duyabilmektedirler. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının birbirlerinden bağımsız olarak hareket etmesi çok olağan dışıdır ki, ağır ceza mahkemesi duruşmalarının neredeyse tamamında birlikte hareket edildiği, savcılık makamının taleplerinin avukatların taleplerine göre çok daha önemsendiği rahatlıkla görülebilmektedir.


Örneğin pek çok kez yaşanmış örneklerde, savcılık makamı çoğu kez sadece iddianameyi mahkemeye vermekle kalmakta, bundan sonrasına karışmamakta, genellikle tüm delilleri mahkeme kendisi re'sen hareket ederek toplamaktadır. Hatta asliye ceza mahkemelerinde geçici düzenleme nedeniyle savcılar duruşmaya dahi katılmamaktadır.


Bahsedilen şu anki ceza yargılama düzeninin zararları şunlardır:

1- Hakimler hiçbir zaman objektif ve tarafsız olamamaktadır.

2- Hakimler bir anlamda soruşturmayı devam ettiren makam olmaktadır.

3- Avukatların beyanları ile savcıların beyanları eşit şekilde dinlenmemektedir.

4- Konum itibariyle hakimlerin yargılama hakkında düşüncelerini görebilmekte, duyabilmektedir.

5- Avukatlara, savcılarla eşit haklar verilmediği sürece cezalandırmaya yönelik bir yargılama ortaya çıkmaktadır.

6- Yargılama adaletten uzaklaşarak hakimler savcı konumuyla iç içe geçmektedir.


Olması gereken yargılama düzeninde ise savcılar ve avukatlar mahkeme önünde iki ayrı tarafta ve birbirine ve mahkemeye karşı eşit uzaklıkta hakimle yüz yüze bakabilen bir konumda olmalıdır. Ayrıca sanıklar da avukatları ile birlikte oturmalıdır. Bu şekilde mahkeme veya hakimle doğrudan muhatap olabilecek ve eşit bir yargılama süreci sağlanabilecektir.


Bunun yanında hakimlik ve savcılık mesleği tüm yönleri bakımından birbirinden ayrılmalı, üst kuruluşları, atanmaları, özlük hakları tamamen farklı bir şekilde yürütülmelidir. Bu şekilde şekilsel anlamda farklılık sağlandıkça, özü yönünden de farklı davranılmaya başlanacaktır.


Hakimler soruşturmada sadece karar veren makam olarak kalacak, savcılığın taleplerini yeterli görmemesi halinde sadece karar veren makam olarak reddedebilecek, savcılığa yeterli delil sunmadığında, bunun sağlanmasını savcıya yönlendirecek ve aslında bir iş yükü de mahkemenin üzerinden kalkacaktır. Yani bir hukuk davasında nasıl davacı yeterli delil sunamadığında davası reddediliyor ise ceza yargılamasında da olması gereken budur. Böylece savcılıkların yaptığı iş ve işlemlerin ciddi anlamda kalitesi artarak, yargılamaların ve hukukumuzun da kalitesi ve güveni artacaktır.


Olması gereken ceza yargılama düzeninin faydaları kısaca şunlar olacaktır:

1- Hakimler, hem savcı hem de avukatlar yönünden tarafsız ve bağımsız kalmak zorunda olacaktır.

2-Hakimler sadece karar veren makam olarak, savcılık ve avukatlık makamlarının davayı karşılıklı tartışmasına imkan verecektir.

3-Avukatlar eşit hale gelmeleriyle, mahkemeye kendini daha rahat ifade edebilecek ve müvekkilleriyle dava esnasında da temas halinde olabilecek.

4- Savcılar tamamen farklı bir meslek haline getirildiğinden hakimlerle iş ilişkisi ayrılacak ve aynı avukatlar kadar yargılama hakkında bilgi sahibi olduklarından, davanın seyri için daha çok çalışacaklardır.

5- Yargılamalar cezalandırmaya yönelik değil, adaleti sağlamaya yönelik olacaktır. Zira, tüm olaylar ve deliller tartışılabilecek, yeterli delil olmaksızın gereksiz davalarla karşılaşılmayacak.

6- Yargılamalar adalet ve güven duygusunu arttıracaktır. Herkes sadece kendi mesleğini en iyi şekilde yapmaya çalışacaktır.


Sonuç olarak, bir an önce ceza yargılamasında olması gereken yargılama düzenine geçilmesi, hukuk devleti olmamızın bir gerekliliğidir. Bu konunun ortak bir akılla değerlendirilmesi ve uygulamaya yönelik adımlar atılması faydalı olacaktır. Zira, sürekli bir düzen değişikliği de düzensizliği ortaya çıkarmaktadır.