Aradığınız yazıyı bulamamanız veya hata alınması halinde arama kısmını kullanarak ulaşabilirsiniz.

Örgüt Üyeliği Suçlarında Güncel Kararlarla Yetkili Savcılık/Mahkeme

Güncelleme tarihi: 7 Mar

Örgüt üyeliği yönünden yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda son dönemde özellikle çok yoğun şekilde yetkisizlik kararları verildiği, bu şekilde verilen kararlar sürecinde tutukluların veya ağır adli kontrol altında olan şüphelilerin yetkili mahkemeye ulaşamaması, yetkisizlik veren mahkemelerin ise dosyayla ilgilenmemesi nedeniyle ciddi mağduriyetler oluştuğu görülmektedir. Bu kapsamda en çok yetkisizlik kararıyla karşılaşılan dosyaların ise ankesör dosyalarının olduğu; zira arama kayıtlarının olduğu yerden çok farklı ve şüphelinin hiç bulunmadığı yer savcılıkların soruşturmayı yürüttüğü; sonuç olarak da dosyaların savcılıklar veya mahkemeler arasında gidip geldiği gözlemlenmektedir.

Öncelikle yetki konusunun bir an önce sonuçlandırılarak hareket edilmesi, hatta yetkisiz bir savcılığın da gözaltı kararı dahi vermemesi gereklidir. Zira, şüpheli yetkisiz bir savcılıkça göz altına alınıp hiç ilgisi olmayan bir yerde gözaltında kalıp tutuklanmasına karar verilebilmektedir. Bu da hem şüpheliyi hem de ailesini ciddi olarak mağdur etmektedir. Akabinde her ne kadar yetkili savcılığa gönderilse de bu süreçteki tutukluluk tamamen yargısal işlemler nedeniyle sürüncemede kalmaktadır.


Örgüt üyeliği suçlarında yetkili savcılık veya mahkemeye ilişkin uygulamada üç görüş mevcuttur:


1- Suça ilişkin eylemlerin yoğun olarak gerçekleştiği yer:

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2020/1588 E. , 2020/11180 K. sayılı aşağıda yer alan kararında yetkili savcılık veya yetkili mahkeme, iddia edilen suçların en yoğun olarak işlendiği iddia edilen yer olarak kabul edilmiştir.


2- Örgüt üyeliği kesintisiz suç sayıldığından kesintinin gerçekleştiği yer:

Bu görüşte örgüt üyeliği suçunun kişi yakalanana kadar devam ettiği, bu anlamda şüphelinin yakalandığı yerin yetkili olduğu değerlendirilmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 27/06/2018 tarihli, 2018/6117 E. ve 2018/4889 K. Sayılı ilamı ve 15/01/2018 tarihli, 2017/6943 E. ve 2018/156 K. sayılı ilamları bu yöndedir.


3- Şüphelinin son görev yaptığı yer:

Özellikle son dönem soruşturmalarında özellikle askeri personelde son görev yapılan yere kadar suçun devam ettiği, bu anlamda son görev yapılan yerin yetkili olduğu değerlendirilmektedir. Bu kararlarda da "FETÖ/PDY mensubu asker şahıslar ile ilgili soruşturma ve kovuşturmaları yürütme yetkisinin Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin istikrar kazanmış ilamlarında da işaret edildiği üzere (14/05/2019 tarih ve Esas-Karar, 08/10/2018 tarih ve 2018/9890 Esas- 2018/6912 Karar sayılı) FETÖ/PDY'nin TSK bünyesindeki mensuplarının yer aldığı Mahrem Hizmetler - Birim tabir edilen sözde Yapılanmasında "mahrem imamlar - öğretmenler" tarafından takip edilen örgüt mensubu asker şahısların yani "öğrenci" konumundaki kişilerin tayin edildikleri yeni görev yerlerinde bulunan "mahrem imamlara - öğretmenlere" devredildikleri ve bu surette örgütsel faaliyetlerini sürdürmelerinin terör örgütüne yönelik çalışmalardaki tecrübelerden ve alınan itirafçı beyanlarından bilinen bir gerçek olması karşısında faillerin en son görev yaptıkları yerdeki adli mercilere ait olması karşısında soruşturmaya, görev safahatlarını gösterir evsaf kartları temin edilen şüpheli/ şüphelilerin iş bu yetkisizlik kararına rapten tahkikat evrakının gönderildiği en son görev yerinin/ yerlerinin bulunduğu ve görev açısından "terör suçlarını" soruşturmakla yetkili İlin adıyla anılan Cumhuriyet Başsavcılıklarınca devam olunması gerektiği" gerekçesine yer verilmektedir.


Burada Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükümlerine yer vermekte fayda olacaktır.

"Yetkili mahkeme

Madde 12 – (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir."


Kanunda öngörülen hareketin yapılmasıyla tamamlanan ancak icrası devam ederken suçun işlendiği suçlar mütemadi suçlar olarak adlandırılmaktadır. Bu suçlar bakımından suçun tamamlanma anı ve bitme anı gibi iki farklı zaman söz konusudur. Diğer suçlarda suçun tamamlanmasıyla ceza hukuku bakımından sonuçları doğmaktadır.


Değerlendirme: Yukarıda belirtilen görüşler ve kanunun incelenmesi neticesinde; öncelikle örgüt üyeliği suçu tek eylemlik bir hareket olmamakla birlikte tam olarak kesintisiz suç kavramını da güncel davalarda karşılamamaktadır. Zira, şüpheliler yıllar öncesine dayanan iddialarla suçlanmaktadırlar. Yani o dönemden bu yana suçun yani örgüt üyeliğinin halen devam ettiği ve gözaltına alınmayla kesintiye uğraması konusunda tam bir kanaat oluşmamaktadır.

Diğer yandan, kesintisiz suç kabul edilip şüphelinin yakalandığı yer mahkemesinin yetkili olduğu değerlendirmesinde de uygulamada zorluklar yaşanmaktadır.

Şüphelinin son görev yerinin yetkili olduğuna dair kararın hukuken karşılığı olmadığını düşünüyoruz. Zira, kanuni tanımda böyle bir değerlendirmeye ulaşılması mümkün görülmemiştir. Nitekim, aynı düşünceye daha geniş olarak ulaşan ve genel yetki kapsamında olan suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkili olduğu değerlendirmesinin hem kanuni tanıma hem de uygulamada kolaylık açısından daha uygun olacağı kanaatindeyiz. Ancak, son dönem genellikle gözaltına alınan yer mahkemesinin yetkili olduğuna dair kararlar verilmektedir.



Şüpheli/Sanığın itiraz hakkı: Şüpheli veya sanığın da yukarıda belirtilen çerçevede yetkiye itiraz etme hakkı vardır. Ancak itiraz kanunen bir süreye bağlanmıştır. Şüpheli mahkemede ilk sorgusu alınana kadar(Sulh Ceza Hakimliği değil esas mahkemesi) yetkiye itiraz edebilir. Bu süre geçtikten sonra davaya bakan mahkeme yetkili olacak ve bir daha yetki konusu gündeme gelmeyecektir.


Sonuç itibariyle hem şüpheli/sanıklar yönünden hem de yargı makamları yönünden gereksiz olarak yetki uyuşmazlıklarının yaşanmaması adına Yargıtay'ın örgüt üyeliği suçlarında istikrar kazanan bir içtihatın oluşturmasını ve bu kararın da ilgili makamlarca gözetilerek tekrar yetkisizlik verilmeksizin yürütülmesini diliyoruz. Böylece hem yargının yetkisizlik yönüyle yükü arttırılmamalı; hem de şüpheli veya sanıklar haksız olarak bu süreçte mağdur edilmemelidir.


Yargıtay

5. Ceza Dairesi

2020/1588 E. , 2020/11180 K.


"İçtihat Metni"


Silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sırasında, suç yeri itibarıyla evrakın... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair... Cumhuriyet Başsavcılığının 07/10/2017 tarihli ve 2017/12426 soruşturma, 2017/941 sayılı yetkisizlik kararını müteakip, bu kez suç yeri bakımından evrakın... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ilişkin ...Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/10/2017 tarihli ve 2017/165923 soruşturma, 2017/12750 sayılı karşı yetkisizlik kararı üzerine,... Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararının kaldırılmasına ilişkin ...20. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/11/2017 tarihli ve 2017/749 Değişik iş sayılı Kararının;

Dosya kapsamına göre,

1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 161/7. maddesinde yer alan "Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir." şeklindeki düzenleme uyarınca, evrakın gönderildiği ...20. Ağır Ceza Mahkemesince yetki uyuşmazlığı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dosyanın ...Cumhuriyet Başsavcılığına en yakın ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,

2-Şüphelinin 2000 ile 2016 yılları arasında FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olduğu değerlendirilen ...da faaliyet gösteren ...Eğitim A.Ş'inde 16 yıl çalıştığı, yine anılan terör örgütüne müzahir...Eğitim İş Sendikası'na ...da üye olduğu, mernis adresinin ...ilinde bulunduğu, çalıştığı şirketin düzenlemiş olduğu gezi ile söz konusu örgüte müzahir ...Termal otellerine 2012 ve 2015 yıllarında gittiği görülmekle, şüphelinin örgütsel faaliyetlerinin yoğun olarak gerçekleştiği iddia edilen yerin ...olduğu ve dolayısyla ...Cumhuriyet Başsavcılığının anılan soruşturmada yetkili bulunduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 01/03/2019 gün ve 94660652-105-81-9817-2018-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin görevsizlik kararı ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte gönderilmekle gereği düşünüldü:

Kanun yararına bozma istemine dayanan (1) numaralı ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden bu talebin kabulü ile ...20. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10/11/2017 tarihli ve 2017/749 Değişik iş sayılı Kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bozma gerekçesine nazaran (2) numaralı kanun yararına bozma istemi ile ilgili olarak bir karar verilmesine yer olmadığına, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin mercince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 01/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.