Aradığınız yazıyı bulamamanız veya hata alınması halinde arama kısmını kullanarak ulaşabilirsiniz.

İdari İşlemlerde Kanun Yolları ve Başvuru Sürelerinin Belirtilmesi Zorunluluğu

Güncelleme tarihi: 7 Mar

İdari işlemlere karşı bilindiği üzere dava açma süresi hak düşürücü olarak altmış gün olarak belirlenmiştir. Bu süreler kanunen yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren başlamaktadır. Ancak, bildirilecek idari işlemlerde kanun yolları ve başvuru sürelerinin belirtilmesi zorunluluğu Anayasa'da yer almıştır. Bu nedenle de pek çok yargı kararında dava açma süresinin Anayasal zorunluluğa uygun bir işlemin tebliği ile başlayacağı belirtilmiştir.


Anayasa'nın 40. maddesinde açıkça idari işlemlerde kişilerin hangi kanun yolların ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmeyi idarelere zorunluluk olarak yüklemiştir.

"MADDE 40- Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır."


Anayasa hükmüne göre Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idari makamlar ile başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk haline getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasa'nın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlüdür.

Danıştay 13. Dairesinin T. 09/02/2018 E. 2015/50 K. 2018/357 sayılı kararında:

"Dava açma süresini başlatacak olan Anayasa'nın amir hükmü gereğince başvuru mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirimdir. Bunun dışındaki yazılı bildirimler, Anayasa'nın 40. maddesinin amir hükmüne uygun olmadığından, dava açma süresi işlemeye başlamaz.

Bu itibarla, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, başvuru süresi yanlış bildirilen işlemlerin ilgilisine tebliği dava açma süresini başlatmayacağından, bu tür davalarda dava açma süresinin geçmesinden sonra açılan davalar süre yönünden reddedilmeyip işin esasının incelenmesi gerekmektedir."


Yine, Anayasa Mahkemesi'nin 15/10/2015 tarihli ve 2013/3963 sayılı bireysel başvuru kararında davanın süresinde açılmadığının kabulünün adil yargılanma hakkının ihlaline karar vermiştir:


"38. Bu durumda, Anayasa'nın 40. maddesinde yer alan ve idari işlemlerde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilerine başvuracağının ve bunun sürelerinin belirtilmesinin zorunlu olduğu kuralına rağmen dava konusu edilen işlemde bu hususlara yer verilmediği için süresi içinde dava açamadığına yönelik başvurucu iddiasının ciddi olduğu ve İlk Derece Mahkemesi tarafından bu iddia değerlendirilemediği için kanun yolu aşamasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ancak Danıştay Yedinci Dairesince ayrı bir değerlendirme yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapılmak suretiyle temyiz isteminin ve daha sonra karar düzeltme talebinin reddedildiği oysa bu iddianın atıf yapılmak suretiyle karşılanacak iddia niteliğinde olmadığı, temyiz merciince bu iddianın açık bir şekilde kararlarında değerlendirilmediği ve karşılanmadığı görülmektedir. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.


39. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir."


Görüldüğü üzere yargı kararlarında bildirilecek idari işlemlerde kanun yolları ve başvuru sürelerinin belirtilmesi zorunluluğu yer almış ve bu hallerde dava açma süresinin başlamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, idari işlemlere karşı ilgili zorunluluğa uyulmaması halinde altmış günlük dava açma süresi geçmiş olsa da dava açma süresinin başlamaması nedeniyle açılacak davaların süresinde kabul edilmesi gerekecektir.