Aradığınız yazıyı bulamamanız veya hata alınması halinde arama kısmını kullanarak ulaşabilirsiniz.

Yürütmenin Durdurulması Nedir?

Güncelleme tarihi: 6 Eki 2018

Hukukumuzda idare hukukunu ilgilendiren konularda yürütmenin durdurulması kavramı, davalarda pek çok kez karşımıza çıkmaktadır. Peki yürütmenin durdurulması nedir?

Yürütmenin Durdurulması Nedir?
Yürütmenin Durdurulması Nedir? | Av. Feyzullah ALTAŞ

Öncelikle yürütmenin durdurulması kavramı başta Anayasa'mızın 125. Maddesinde yer almaktadır. Burada idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olduğu belirtilerek, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceği belirtilmiştir.


Anayasa'mıza paralel olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 27. Maddesi de yürütmenin durdurulması kavramını uygulamada nasıl olacağını göstermiştir.: "Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. "


İlgili maddede iki şart bulunmakta ve yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi durumu aranmaktadır. Bu şartlar; telafisi güç veya imkansız zararlar doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır.


Telafisi güç veya imkansız zararlar; her olaya ve her davaya göre değişiklik göstermekle birlikte, mahkemenin kararının gecikmesi halinde bir daha aynı duruma dönülemeyecek durumlar olarak gösterilebilir. Örneğin idarenin almış olduğu bir binanın yıkım kararı işlemine karşı açılacak davada, mahkeme kararı beklenirken binanın yıkılması halinde, işlemin iptaline karar verilmiş olsa dahi, geri dönüş olmayacaktır. Bu gibi durumlarda davanın yürütmeyi durdurma talepli açılması gereklidir.


Bir diğer şart olan açıkça hukuka aykırılık ise mahkemenin ilk bakışta anlayabileceği türden hukuka aykırılıklardır. Örneğin idari işlemi yetkisiz bir mercii yapmışsa ve bu ilk bakışta kolayca anlaşılabiliyorsa, açık hukuka aykırılık mevcuttur.


Bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi ile ve talep halinde mahkemeler yürütmeyi durdurma kararı verebilmektedir. Bu karar, davanın esası hakkında nihai bir karar olmamakla birlikte, nihai karar gibi etki göstermektedir. Zira, yürütmeyi durdurma kararı ile davaya konu olan idari işlem veya eylem, dava sonuçlanana kadar olduğu yerde durmakta, o idari işlem hiç meydana gelmemiş gibi sonuç vermektedir. Karara karşı 7 gün içerisinde üst mahkemeye itiraz etme hakkı bulunmakta olup (istisna dava türleri dışında), itiraz üzerine verilen kararlar kesindir.


Yürütmeyi durdurma kararı akabinde davanın esası yürümeye devam etmekte ve nihai kararın sonuçlarına göre yürütmeyi durdurma kararı etkisini kaybetmektedir. Davanın reddi halinde idari işlem veya eylemin uygulamasına devam edilecek, davanın kabulü halinde, durdurulan işlem/eylem hakkında yeni bir durum meydana gelmeyecektir.


Yürütmeyi durdurma talebi idari davalarda(İlgili makale için tıklayınız.) dava dilekçesi ile veya dava açıldıktan sonra her aşamada mahkemeden talep edilebilmektedir. Yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için gerekli şartların oluşup oluşmadığı ve oluşması halinde doğru usullerle etkili bir sonuca ulaşmak için, uzman bir avukat aracılığı ile hareket edilmesi kişilerin mağduriyetini engelleyecektir.