Adli Süreçteki (Korunamayan) Çocuk
Çocukların adalet sistemi içinde iddia olunan bir suçla ilgili soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde daha önce "Suça Sürüklenen Çocuk" tanımlamasıyla hareket edilirken, yeni kanuni düzenleme ile bu tanım "Adli Süreçteki Çocuk" şeklinde değiştirildi. Ne var ki çocukların adli işleyişte, yani uygulamada yaşadığı mağduriyetler aynen devam etmekte ve maalesef çocuklarımızı —sadece mağdur olsalar dahi— bu süreçlerden koruyamamaktayız.

Öyle ki, en basit örnekle arkadaşı tarafından yaralandığı iddia olunan ve mağdur konumda bulunan bir çocuğun adli süreçte yaşadıkları şu şekilde seyretmektedir:
İlk Başvuru: Şikayetçi olmak için çocuğumuz ailesiyle birlikte en yakın karakola başvuruyor. Ancak karakolların büyük çoğunluğunda çocuk şube müdürlüğü bulunmadığından, kolluk aracı ayarlanarak çocuk ve ailesi çocuk şube müdürlüğüne götürülüyor. Burada araç beklenmesi ve uygun personel bulunmaması gibi sebeplerle beklemek saatler alabiliyor.
Çocuk Şube Müdürlüğü Süreci: Çocuğumuz ve ailesi buraya intikal ettikten sonra pedagog değerlendirmesine alınıyor ve ifadeye eşlik etmesi için çocuk adına zorunlu avukat çağrılıyor. Avukatın şubeye gelme süreci ortalama bir saat civarında sürüyor; ifade alımının tamamlanmasının ardından geldikleri karakola geri götürülmeleri için yine araç bekleniyor.
Karşı Şikayet Halinde: Çocuğumuz ifadesinde mağdur olduğu olayı anlatmış olsa da şikayetçi olduğu kişi veya kişiler de karşı şikayette bulunabiliyor. Bu durumda mağdur çocuğumuzun ifadesinin Savcılık tarafından alınması gerekiyor; zira bu aşamada çocuğumuz, eski adıyla "suça sürüklenen çocuk", yeni adıyla "adli süreçteki çocuk" kavramı kapsamına giriyor.
Savcılık Süreci: Kanun gereği hakkında bir suç iddiası bulunan çocuğun ifadesi yalnızca Savcılık tarafından alınabiliyor. Yukarıdaki süreçten gelen veya doğrudan bir suç iddiasıyla başvurulan durumlarda çocuklarımız, yine en yakın karakoldan savcılığa götürülüyor ya da doğrudan savcılıkta hazır bulunduruluyor. Savcılığın Ankara Adliyesindeki çocuk ifadelerinin alındığı "özel" kısmı ise tam anlamıyla bir fecaat.
Hakkındaki iddiaların niteliğine bakılmaksızın tüm çocuklar yaklaşık 30 m²'lik bir salonda, sırayla dizilmiş bekleme koltuklarında oturtularak bekletilmektedir. Bu alana aileler alınmamaktadır. Birkaç memur giriş çıkışı kontrol etmekte, birkaç memur ise dosyaları geliş sırasına ve avukatların intikal durumuna göre savcılara sevk etmektedir. Bu süreçte de yine avukatların ifadede bulunması zorunlu olduğundan, avukatların geliş süresi boyunca çocuklar bu ortamda beklemek durumunda kalmaktadır. Bu kalabalık ve kapalı ortamda sigara içilmesi ve konuşmalar sebebiyle adli süreçteki masum veya mağdur bir çocuğun olumsuz etkilenmemesi mümkün değildir. Bu ortamın çocuklara uygun bir halde olduğuna dair hiçbir emare veya ayrım da bulunmamaktadır; adliyenin en köşesinde kapalı tutulan bir alandan ibarettir.
Savcıların ifade alımı esnasında da normal bir yetişkinin ifade alım sürecinden (ayakta ve odanın en uzağında tutulmak gibi) hiçbir farklılık gözlemlenmemektedir. Buradan sonra tutuklamaya sevk edilme durumu söz konusu olursa mahkemeye çıkarılma evreleri yaşanmaktadır. Çocukların tutuklanması, yetişkinlere kıyasla daha az tercih edilen bir yol olsa da süreç bu şekilde ilerlemektedir.
Bu yazıda bahsedilen süreç; ciddi bir suç şüphesiyle gelen çocuklardan ziyade, mağdur olan ancak soruşturma süreci itibariyle yalnızca "adli süreçteki çocuk" kapsamında kalan çocukların bu süreçte her türlü mağduriyeti yaşamasıdır. Bir diğeri ise, kovuşturma aşamasında belki de beraat edecek veya arkadaşıyla yaşadığı tartışmanın ardından uzlaşma sağlanacak bir sürecin öncesinde, tüm adli sürecin uzun ve meşakkatli bir şekilde çocuklara yansıması, çocukların bu sistemden korunamadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu konunun önemini istatistiki bir veri ile açıklamak gerekirse: Herhangi bir sebeple mağdur sıfatıyla veya suç şüphesiyle adalet sistemine giren, yani bir şekilde adli sürece tabi olan çocukların %95'i tekrar mağdur sıfatıyla ya da suç şüphesiyle adalet sisteminin içine girmektedir. Bu durum, çocuklarımızı koruyamadığımızın en net göstergesidir.
Özetle; çocuklara yönelik alınan kanuni önlemler, uygulama yetersizlikleri sebebiyle çocukların yetişkinlerden daha kötü koşullarla karşılaşmasına yol açmaktadır. Yani maalesef çocuklarımızı koruyalım, süreçlerden etkilenmesinler diye kanuni düzenlemeler yapılırken, uygulamadaki eksiklikler durumu daha da kötüleştirmektedir.
Sonuç itibariyle, kanuni düzenlemelerin ruhuna uygun olarak tüm uygulamaların da çocukların korunmasına yönelik titizlikle işletilmesi gerekmektedir. Aksi halde tanımlamaları ne olursa olsun, "adli süreçteki çocuk" kavramı "adli süreçte korunamayan çocuk" haline gelmeye devam edecektir.
Adli Süreçteki (Korunamayan) Çocuk





Yorumlar