Aradığınız yazıyı bulamamanız veya hata alınması halinde arama kısmını kullanarak ulaşabilirsiniz.

HTS Kayıtları Mahkumiyete Esas Tek ve Kesin Delil Olabilir Mi?

Güncelleme tarihi: 20 Oca

HTS kayıtları, özellikle son dönem örgütlü suçlar soruşturma ve yargılamalarında ve özellikle de ankesörlü telefon davalarında ana ve tek delil olarak kullanılmakta ve bir kısım mahkeme kararlarında ise yalnızca bu kayıtlara dayanılarak mahkumiyet kararları verildiği görülmektedir. Ne var ki, HTS kayıtlarının mahkumiyete ilişkin tek delil olarak değerlendirmesi Yargıtay'ın Ceza Daireleri arasında da çelişkili kararlara sebebiyet vermekle birlikte, Kanunun ilgili hükümleri ve amacı incelendiğinde HTS kayıtlarının mahkumiyete yeter tek ve kesin delil olamayacağı açıkça görülmektedir. Şöyle ki;

1. HTS Kayıtları nedir?


HTS kayıtları, anlaşılabilir dille kişinin telekomünükasyon yolu ile yaptığı haberleşmenin arama-aranma, mesajlaşma kayıtları, arama ve aranmalar yapıldığı esnadaki telefonun bulunduğu BAZ sinyal bilgileri, aramayı yapan tarafın KARŞI BAZ bilgilerinin toplu biçimde bir arada bulunduğu kısaca iletişim kayıtlarıdır.


2. HTS kayıtlarının ceza dosyalarında kullanılmasına dayanak nedir?


Ceza Muhakemesi Kanunun 135. maddesinde "iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" başlığıyla, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebileceği, kayda alınabileceği ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebileceği yer almıştır.


Öncelikle bu madde kapsamında işlem yapılması için gerekli iki şart vardır:

  • Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe

  • Başka delil elde edilmesi imkanının bulunmaması

Bu iki şart mevcut olduktan sonra da usul olarak uygulanması gereken katı kurallar mevcuttur:

  • Hakim veya Mahkeme kararı olması

Gecikmede sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı karar verirse, kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.

Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır. (CMK 135/6)

  • Tanıklıktan çekinebilecek kişilerin kayda alınmaması, derhal yok edilmesi

Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle(eşi, altsoyu, üstsoyu vb.) arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.

  • Süresi

Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir.

  • Uygulanabilecek suçlar

a) Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91), 2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), 3. İşkence (madde 94, 95), 4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), 5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103), 6. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158) , 7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 8. Parada sahtecilik (madde 197), 9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç), 10. Fuhuş (madde 227), 11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235), 12. Tefecilik (madde 241), (4) 13. Rüşvet (madde 252), 14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282), 15. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,16. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316), 17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.


3. Yargıtay Kararları

  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi Tarih: 13.11.2019 Esas: 2018/5526 Karar: 2019/6842 sayılı kararında CMK 135. madde ve CMK 160. madde kapsamlarında iletişim tespitinin hukuka uygun olduğunu belirterek aşağıdaki gerekçe ile yalnızca HTS kayıtlarına dayanarak yapılacak yargılamada kayıtların örgütle bağlantıyı gösteren hukuka uygun delil olacağına karar vermiştir:

"...Yukarıda açıklanan özellikler doğrultusunda, bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağında kuşku yoktur.


  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi ise, 15.12.2021 tarihli kararında dinleme kayıtlarının dahi tek başlarına kesin delil niteliğinde olmadığını belirtmiştir:

"...Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve yerleşik içtihatlarda da belirtildiği üzere telefon dinleme kayıtlarının tek başlarına kesin delil niteliğinde olmadıkları, suçun telefonda ikrar edilmesi halinin “mahkeme dışı ikrar” niteliğinde bulunduğu, “ikrarın da mahkeme huzurunda dahi yapılmış olmasının” mahkumiyet için tek başına yeterli olmadığı dikkate alındığında, sadece telefon dinleme kaydına dayanılarak ceza verilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Telefon konuşmalarının mutlak şekilde maddi ve destekleyici yan deliller ile kuvvetlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında “ses ve görüntü kayıtlarının tek başlarına delil olmayacağı, güvenilirliğinin kuşkulu olduğu ve ancak diğer deliller ile desteklenmeleri halinde hükme dayanak oluşturabilecekleri de sık sık vurgulanmıştır."


4. Değerlendirme


Yukarıda madde hükümlerinin ayrıntılarından da görüleceği üzere iletişimin denetlenmesi hususu belirli şartlar ve usullere bağlanmıştır. Mevcut ve güncel ceza dosyalarında ise davanın ve suçun türüne göre bu değerlendirmelerde farklılıklar yapıldığı görülmekte ise de; asıl olan ve olması gereken CMK'nın 135. maddesi kapsamında yapılacak dinleme ve kayıtlar kesin delil niteliği arz etmediğidir. Zira, öncelikle bu madde kapsamında dinlemenin hukuka uygun şekillerde yapılması gerekmektedir. Gerekli şartların sağlanması ile dinleme içeriklerinde suça konu olgunun ortaya çıkması gereklidir. Bununla birlikte dinleme ve kayda alma yapılmaksızın yalnızca sinyal ve iletişim kayıtlarına dayanılarak isnat olunan suçlara ilişkin kesin bir belirleme yapılması mümkün değildir. Yargıtay'ın son yıllara kadar süregelen tüm içtihatları da bu yöndedir. Bahsi geçen delilleri destekleyen deliller olması gerektiği belirtilmektedir.


Dinleme yani içerik kayıtları olmaksızın yalnızca HTS kayıtlarında yer alan bilgiler yalnızca telefonun nerede bulunduğunu ve hangi numaralarla görüşme, mesajlaşma yapılabildiğini göstermektedir. Kayıtlar, telefonu o an kimin kullandığını, görüşmeyi yapan kişilerin kim olduğunu, görüşmede ne görüşüldüğünü göstermemektedir. Bu hali ile HTS kayıtlarının içerik ve taraf belirlemesi yapılmaksızın, tahmine veya varsayıma dayalı olarak aleyhte değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatindeyiz.


Bir diğer yandan da dinleme ve kayıt altına alma yapılmaksızın şüpheli veya sanık aleyhine değerlendirme yapılması, Kanunda yer alan dinleme ve kayıt altına alma uygulamasını da ortadan kaldırmaktadır. Zira, mahkemeler tarafından yalnızca HTS kayıtlarının mahkumiyete yeter delil kabul edilmesi ile artık hiçbir suç şüphesi için dinleme ve kayda almaya gerek duyulmayacaktır ki, bu da Kanunun ilgili maddesinin amacına aykırıdır.


HTS Kayıtları Mahkumiyete Esas Tek ve Kesin Delil Olabilir Mi?