Aradığınız yazıyı bulamamanız veya hata alınması halinde arama kısmını kullanarak ulaşabilirsiniz.

Sebepsiz Zenginleşme Örnek Dava Çalışması

Bu yazımızda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanabileceğinin değerlendirildiği, eşya hukuku ve borçlar hukuku anlamında karşılaştırmaların yapıldığı, usul hükümlerinin değerlendirildiği dava çalışmasını paylaşacağız. Bu çalışma, gerçek bir hukuki uyuşmazlık konusunda dava açmadan önce hazırlanmıştır.

Sebepsiz Zenginleşme Örnek Dava Çalışması
Sebepsiz Zenginleşme Örnek Dava Çalışması | Av. Feyzullah ALTAŞ

DAVA HAZIRLIK ÇALIŞMASI

AVUKAT FEYZULLAH ALTAŞ

04.06.2018

A. OLAY VE OLGULAR

1. Başvurucu, anne ve babalarından kalan ....'da bulunan 93 nolu parselin ve üzerindeki eklentilerinin(ağaç,bina vb.) ortaklığın giderilmesi davası sonucunda yapılan ihale sonucunda bilirkişi raporu ile belirlenen bedeli ödeyerek diğer ortaklardan satın almıştır.

2. İlgili dosyada bilirkişilerce bir kısmı arsa üzerinde yer alan 2 katlı yığma binanın tamamı arsanın içindeymiş gibi hesaplama yapılarak 99 m2 x 2 kattan 198 m2 için rayiç metrekare fiyatı üzerinden değer belirlenmiştir.

3. Başvurucu 93 nolu parselin üzerinde bulunan tapuya kayıtlı olmayan 2 katlı yığma bina için 74.250,00-TL belirlenen bedeli bilindiği tarih üzerine 08.05.2017 tarihinde ihale makamına ödemiş ve kendisinin ve diğer ortaklara ödenen para dağıtılmıştır.

4. Satın almadan sonra başvurucu satın almış olduğu yığma binanın çoğu kısmının 93 nolu parsel üzerinde olmadığını fark etmiş olup, taştığı kısım yönündeki arsanın kamulaştırılmış yol arsası olabileceğini ve yığma binanın da kısmen kamulaştırılmış olabileceğini öğrenmiştir.

5. Bunun üzerine Karayolları Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak ilgili alanda kamulaştırma yapılıp yapılmadığı sorulmuş, gelen cevabi yazıda 1969 yılında söz konusu alanda kamulaştırma yapıldığı ve binanın kamulaştırma koridoruna tecavüzlü olduğu belirtilmiştir.

6. Bunun üzerine başvurucu ihaleye ödemiş olduğu 74.500-TL’nin yanlış olarak hesaplandığını ve aslında bir kısmı arsa üzerinde bulunmadığı ortaya çıkan yığma bina için sebepsiz yere bedel ödediğini belirterek bu bedelin geri alınıp alınamayacağı hakkında başvuruda bulunmuştur.

B. OLAYA UYGULANABİLECEK HUKUKUN DEĞERLENDİRİLMESİ

7. Anlatıldığı üzere, söz konusu tapusu olmayan yığma binanın bir kısmı Karayollarına bir kısmı ise başvurucuya aittir. Ancak başvurucu bir kısmına sahip olmasına rağmen tamamına sahip olmuşcasına diğer paydaşlara bedelini ödemiştir. Buna göre olayda uygulanabileceği değerlendirilen mevzuat aşağıda değerlendirilmiştir.

I. Yargılamanın yenilenmesi (HMK md.374-381)

8. Olayımızda bir ortaklığın giderilmesi davası neticesinde yapılan ihale ve hatalı bir satış bedelinin belirlendiği görülmüştür. Ancak ortaklığın giderilmesi davasında bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmemiş ve mevcut durumun da yeni ortaya çıkmadığı ve yeni bir belge elde edilmediği sabittir. Bu ve yargılamanın yenilenmesi hususunda mahkemenin takdirine bağlılık, riskin yüksekliği, teminat yatırma hususları gözetildiğinde bu yola başvurulması uygun görülmemiştir.

II. Eşya Hukuku ve Medeni Kanun (TMK md. 722-725)

9. Başvuruya konu olayda, 2 katlı yığma binanın sahibinin kim olduğu bu konuda önem arz etmekte olup, bu konuya ilişkin kamulaştırma kararı ve buna göre kamulaştırma kapsamında ilgili binanın bedelinin ödenip ödenmediği belirlenmelidir.

10. Kamulaştırma yapıldığı sırada bina için de bir bedel ödenmişse malzeme sahibi Karayolları olacağından söz konusu hükümlerin uygulanması mümkün olmayacaktır.

11. Eğer binanın bedeli kamulaştırma ile ödenmemişse, malzeme sahibi başvurucu olmakta olup Medeni Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanabilmektedir.

12. Başvurucu böyle bir durumda TMK 724 anlamında Karayolları arsasının bedeli ödenmek karşılığında kendisine tescil edilmesini talep edebilir. Ancak bu talebi öncelikle kamulaştırma koridorunda kalması nedeniyle kamu yararı neticesinde kabul görmeyecektir. Yine talep kabul edilecek olsa dahi, burada yine bir bedel ödemek durumunda kalacak ve kendi kısmının daha küçük olması, mahkemece bu konuda iyi niyetin araştırılması gerekmesi gibi nedenlerle mahkemece bu isteğin reddedilebileceği muhtemeldir. Bu nedenle bu yola başvurulması uygun görülmemiştir.

III. Borçlar Kanunu Kapsamında Zapta Karşı Sorumluluk (TBK 214)

13. Ortaklığın giderilmesi sonucu yapılan satış için herhangi bir sözleşme yapılmamış ihale yolu ile satış olmuştur.

14. Ayrıca, Karayollarının binanın sahibi olduğu iddiası mevcut olmayıp, söz konusu binanın kamulaştırma koridoruna tecavüzlü olduğu belirtilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi kamulaştırma yapıldığı sırada binanın bedelinin ödenmiş olması da muhtemeldir.

15. Ayrıca, zapta karşı sorumluluk için alıcının satın alma sırasında mevcut durumu bilmemesi gerekmektedir. Olayımızda ise fen bilirkişi raporu ile binanın arsa üzerinde olmadığının gösterildiği görülmüş olup, başvurucunun bu durumu bilmesi gerektiği iddiasıyla karşılaşılması muhtemeldir. Bu nedenle bu yola başvurulması uygun görülmemiştir.

IV. Sebepsiz Zenginleşme (TBK 77-82)

16. Olayda satışın yapılarak bedelin ödendiği anda diğer paydaşların malvarlığı artmış, başvurucunun malvarlığı ise azalmış ve bu artış-azalmanın sebebi ise bilirkişi raporu ile binanın tamamının arsa üzerinde olduğu varsayımı ile belirlenen bedelin ödenmesidir. Yapılan bu ödemenin hatadan kaynaklandığı ve bilirkişi raporunda bu şekilde belirtilmesi sebebiyle olduğu görülmektedir. Bu açıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerinin olayda uygulanabilir olduğu değerlendirilmiştir

C. İLGİLİ HUKUK

I. Türk Borçlar Kanunu (Sebepsiz Zenginleşme)

“A. Koşulları I. Genel olarak

MADDE 77- Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.

II. Borçlanılmamış edimin ifası

MADDE 78- Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır.

B. Geri vermenin kapsamı

I. Zenginleşenin yükümlülüğü

MADDE 79- Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür. 10770

II. Giderleri isteme hakkı

MADDE 80- Zenginleşen iyiniyetli ise, yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri, geri verme isteminde bulunandan isteyebilir. Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinden sadece geri verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir. Zenginleşen, iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın, diğer giderlerinin ödenmesini isteyemez. Ancak, kendisine karşılık önerilmezse, o şey ile birleştirdiği ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri geri vermeden önce ayırıp alabilir.

D. Zamanaşımı

MADDE 82- Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.”

D. YARGITAY KARARLARINDA BENZER DAVALAR

17. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararında ortaklığın giderilmesi davasından sonra benzer bir durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hareket edildiği görülmektedir.

“Somut olayda, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın davacılar (murisi Mehmet) tarafından yaptırıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığına göre, mahkemece yapılacak iş, muhtesatın satış bedeline katkı oranı usulünce belirlenip, davalıların sebepsiz zenginleştikleri ve iade ile yükümlü oldukları miktar hesaplatılarak varılacak uygun sonuç dairesinde karar vermekten ibarettir.” (3. Hukuk Dairesi 2007/17816 E.N , 2007/19308 K.N.)

18. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında ise yine benzer bir olayda zapta karşı teleffül hükümlerine değinmiş olup, aynı kararda yine sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir durum oluşabileceği de vurgulanmıştır.

“davacının 19.000 m² olarak taşınmazı satın aldıktan sonra, satıştan önceki yukarıda açıklanan nedenlerle, taşınmazın 2158,19 m² kısmına 30.10.2007 tarihinde el konulduğuna göre, davalıların zapta karşı tekeffül hükümleri gereğince bu el konulan bölüme ilişkin satış bedelini davacı alıcıya iade etmeleri gerekir.” (Hukuk Genel Kurulu Esas No:2013/1352Karar No:2015/874 )

19. Yine benzer bir Yargıtay kararında benzer bir olayda sebepsiz zenginleşme hükümlerine gidilmesi gerektiği görülmüştür.

“…öncelikle ortaklığın giderilmesine konu davanın eldeki dosya içine alınarak, taşınmazın satışının yapılıp, bedelinin taşınmaz maliklerine ödendiği tarihin saptanıp, gerekirse satışa ilişkin dosyanın neticelenmesinin beklenmesi, neticesine göre davacının talebi ile ilgili tüm deliller toplanarak bir değerlendirme ve inceleme yapılması, sonucuna göre sebepsiz zenginleşmeye yönelik bir hüküm kurulması gerekirken….” (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2014/18251 K: 2015/5366)

E. USUL HÜKÜMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

I. Zamanaşımı

20. Sebepsiz zenginleşme yönünden taleplerde, geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıllık zamanaşımı mevcuttur.

21. Olayımızda başvurucunun Karayollarına yaptığı başvurudan önce geri isteme hakkının olduğunu bildiğini gösteren bir durum bulunmamaktadır.

22. Ancak Yargıtay’ın bazı kararlarında zamanaşımının zenginleşme tarihi itibariyle başlayabileceği belirtilmiş olup, bu nedenle her ihtimale karşı bedelin ödendiği tarihe göre davanın açılması gerektiği düşünülmektedir.

“davacı; ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satılan taşınmazda yaptığı masraf bedelini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep etmektedir. Davalıların zenginleşmesi taşınmazın satımıyla (17.04.2009 tarihinde) gerçekleşmiş olduğuna göre, zamanaşımı süresi de bu tarihte başlamıştır. “ (3. Hukuk Dairesi 2010/20179 E.N , 2011/3945 K.N.)

II. Belirsiz Alacak-Kısmi Dava Meselesi

23. Yukarıda belirtildiği üzere zamanaşımı süresinin kısa olması nedeniyle davanın hangi türden açılması gerektiği önem arz etmektedir.

24. Belirsiz alacak davası, alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde açabilir.

25. Kısmi dava ise, talebin kısımlara bölünmesi şeklinde olup, talep edilmeyen kısım için zamanaşımı işlemeye devam etmektedir.

26. Olayda, talep edilecek miktarın önceki bilirkişi raporları kapsamında hesaplanması mümkün görünmekle birlikte, karşı vekalet ücreti çıkmaması ve zamanaşımı kesmesi nedeniyle belirsiz alacak davası açılması imkan dahilindedir.

27. Ancak her hangi bir şekilde davanın belirsiz alacak davası açılamayacağı şeklinde karar verilmesi halinde geçen sürede zamanaşımı süresi geçeceğinden hem dava usulden reddedilecek hem de alacak kesin olarak zamanaşımına uğrayacaktır.

28. Kısmi dava şeklinde açılması halinde ise zamanaşımı süresi işlemeye devam edeceğinden 1 yıl içinde ıslah edilmezse yine zamanaşımına uğrama durumu mümkün olacaktır. Hesaplama yapılabiliyorsa ilk olarak davanın kısmi açılıp 1 seneyi doldurmadan ıslah yapılma imkanı da bulunmakta olup, davanın hızlı ilerlemesi halinde karşı vekalet ücreti çıkma ihtimali çok düşüğe indirgenebilecektir.

29. Tam hesaplama ile dava açıldığında ise talep hesaplanacak olandan az olması halinde üstü kısımlar için zamanaşımına uğrama ihtimali ile birlikte bilirkişi tarafından daha az hesaplama yapılması halinde de vekalet ücreti çıkma ihtimali bulunmaktadır. Bu yola başvurulduğunda hesaplanan miktar için zamanaşımı ihtimali ortadan kalkacaktır.

30. Sonuç olarak, zamanaşımı ciddi bir durum olup belirsiz alacak davasına girmek riskli olacağından olayda başvurucu harcı verebilecek durumda ise en azından hesaplanan miktar yönünden açılmalı veya hesaplanan kısım için harcı ödenerek düşük miktardan kısmi açılarak yargılamanın hızlandırılması ile toplamda 2 yıl olmadan ıslah edilmelidir.

III.Yetkili ve Görevli Mahkeme

31. Alacak davalarında görevli genel mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, diğer mahkemelerin görev alanına giren bir husus olmadığından görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu değerlendirilmiştir.

32. Yetkili mahkemenin de yine aynı şekilde genel esaslara göre davalının ikameti olan yer mahkemesi olacağından davalıların ikamet yerleri de gözetilerek bunlardan birinin bulunduğu yer mahkemesine açılabilir.

33. Somut durumlara göre başvurucunun ve davalılardan birinin ....'da olacağı düşünüldüğünde görevli ve yetkili mahkemenin .... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu değerlendirilmiştir.

F. SONUÇ

34. Başvurucunun talebinin dava açmak için UYGUN OLABİLDİĞİ,

35. Olaya ilişkin yargılamanın iadesi, eşya hukuku, zapta karşı sorumluluk hükümlerinin UYGULANABİLİR GÖRÜLMEDİĞİ,

36. Olaya ilişkin sebepsiz zenginleşme hükümlerinin UYGULANABİLECEĞİ,

37. Davanın belirsiz alacak veya kısmi dava olarak açılmasının RİSKLİ OLDUĞU,

38. Davanın tam miktar yönünden açılmasının diğerlerine nazaran DAHA UYGUN GÖRÜLDÜĞÜ,

39. Yetkili ve görevli mahkemenin .... ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLABİLECEĞİ,

değerlendirilmiştir.


Sebepsiz Zenginleşme Örnek Dava Çalışması