Aradığınız yazıyı bulamamanız veya hata alınması halinde arama kısmını kullanarak ulaşabilirsiniz.

İşe İade Davası İspat Yükü

İşe iade davasının şartları ve sonuçlarına ilişkin yazımızda ayrıntıları belirtildiği üzere(bknz.), işe iade davası iş akdinin haksız ve geçersiz nedenle feshedildiği iddiası ile açılan ve sonucunda işverenin işçiyi işe geri alması veya kıdem ve ihbar tazminatlarından ayrı olarak boşta geçen süre cüreti ve işe başlatmama tazminatı gibi ek ödemelerin meydana geldiği dava türüdür (bknz.). Bu yazıda ise işe iade davasında ispat yükünün hangi tarafta olduğuna değinerek güncel iş mahkemesi kararına yer vereceğiz.

İşe iade davası yalnızca işverenin iş akdini feshettiği durumlarda açılabilmektedir. İstisnai olarak ikale sözleşmesi kapsamında da açılması mümkündür. Bu nedenle feshin işverenden gelmesi sonucunda ispat yükü de işverende olmaktadır.


İşe iade davasında işçilik alacakları davasından farklı olarak feshin hem haksız hem de geçersiz olması gerekmektedir. Geçerli neden, bir haklı fesih nedeni oluşturacak ağırlıkta olmamakla birlikte, işverene bildirim sürelerine uyarak belirsiz süreli hizmet sözleşmesine son verme olanağı tanıyan nedenlerdir.


Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.


Sonuç itibariyle, açılacak işe iade davasında işveren feshin haklı veya geçerli nedenlere dayandığını ispatlamak durumunda olup, ispatlanamaması halinde fesih geçersiz sayılarak işe iade kararı verilmektedir.


T.C.

ANKARA

35. İŞ MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2021/...

KARAR NO: 2022/...

HAKİM : ...

KATİP : ...

DAVACI : ....

VEKİLİ : Av. FEYZULLAH ALTAŞ - UETS

DAVALI : ...

VEKİLİ : Av. ... -

DAVA : Tespit (İşe İade İstemli)

Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit (İşe İade İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 28.03.2019 tarihinden itibaren, Davalı Şirketinin Ankara'daki ... Mağazasında ... olarak çalıştığını, Davalı tarafça müvekkilinin iş akdi ... tarihinde hiçbir haklı gerekçe gösterilmeksizin "yönetimin almış olduğu karar üzerine" denilerek feshedildiğini, davalı işveren, müvekkilinin iş akdini kötü niyetli olarak ve hiçbir yasal gerekçe göstermeden hukuka aykırı şekilde feshettiğini, Müvekkilinin davalı şirkette çalışırken tüm talep ve dava haklarını saklı tutarak ... tarihli fesih bildirimini imzalamak zorunda kaldığını, davalı tarafça herhangi bir bilgilendirme ve açıklama yapılmadan, "yönetimin almış olduğu karar üzerine" denilerek haksız ve tamamen keyfi olarak müvekkilin iş akdi feshedildini, davalı şirketçe, feshin son çare olması ilkesi hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve müvekkile herhangi bir başka pozisyonda ya da işveren kuruma bağlı başka bir işletmede çalışması da teklif edilmediğini, açıklanan nedenlerle; yapılan fesih geçersiz olup, müvekkilin işe iadesine, boşta geçen sürelere ilişkin ücret alacağı yanı sıra diğer haklarının tahsiline, işe başlatmama halinde ise işe başlatmama tazminatının işverenden tahsilini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili şirket bünyesinden en son .. tarihinden iş akdinin 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca geçerli nedenle feshedildiği ... tarihine kadar "..." olarak görev yaptığını, Davacının iş akdinin yönetimsel karar nedeniyle feshedildiğini, davacının işe iade talebi reddi müstelzim olduğunu, müvekkil şirketi yönetimi tarafından alınan işletmesel karar ile ülkenin ve özellikle ayakkabı sektörünün içinde bulunduğu ekonomik olumsuzuluklar nedeniyle şirket faaliyetlerinin daraltılmasına, satış ve talebin düşmesi nedeniyle gerçekleştirilen organizasyon çalışmaları çerçevesinde kadroların gözden geçirilmesi ve istihdam fazlalığı yaşanan bölümlerin küçültülmesine karar verildiğini, Gerçekleştirilen inceleme ve değerlendirmeler neticesinde de davacının görev yapmakta olduğu ürün müdürlüğü görevinin de kapsam dâhilinde kaldığı görüldüğünü, davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu üretim müdürü pozisyonunun boş bırakılamayacağı iddiası gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin faaliyet göstermekte olduğu bölüm içinde bulunulan ekonomik olumsuzluklar neticesinde ihtiyacın sona ermiş olması nedeniyle istihdam fazlası olarak kabul edildiğini, şirket faaliyetlerinin daraltılmasına ve istihdam fazlası yaşanan pozisyonların azaltılmasına yönelik Yönetim Kararı delil olarak dosyasına sunulduğunu, işverenden, işletmesel karar alma özgürlüğünü ortadan kaldıracak, işletmeye gereksiz yere masraf yükleyecek, işletmeye zarar verecek davranışlarda bulunması beklenmediğini, bu bağlamda kararın yararlı, doğru ya da amaca uygun olup olmadığı tartışılarak, mahkemenin işvereni işçiyi çalışmaya zorlar şekilde karar vermeleri söz konusu olamayacağını, davacı iş akdinin müvekkil şirket tarafından geçerli/haklı neden olmaksızın feshedildiğinden bahisle işe iadesini, işe başlatılmaması halinde ise başlatmama tazminatını ve boşta geçen süreye ilişkin ücreti talepli huzurdaki davayı ikame ettiğini, alacak talepleri haksız ve mesnetsiz olup, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.


YARGILAMA VE GEREKÇE :

Mahkemece tarafların delilleri toplanmış, işyeri sicil dosyası getirtilmiş ve tanıklar dinlenilmiştir.

....

Dosya kapsamı ve deliller kül halinde değerlendirildiğinde; davalı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği, davacının iş sözleşmesinin feshine gerekçe yapılan hususların davalı tarafça geçerli sebep olduğunun ispat edilemediği, davalı şirketin ticari büyüklüğü, davacının iş yerindeki hizmet süresi ve tecrübesi göz önünde bulundurulduğunda davacının pozisyonunun ülke genelinde kaldırılmadığının açık olduğu, bu konuda delil ibraz edilmediği, .... tarihli karar ile kapatılan mağaza personelinin ve istihdam fazlası personelin çıkışının yapılması konusunda Yönetim Kurulu Kararı olduğu belirtilerek tek kişinin imzası ile karar verildiği, fakat davacının kapatılan şube çalışanı da olmadığı, bu yönden davalı firmanın ekonomik olarak küçülme iddiasının samimi ve gerçekçi bulunmadığı, SGK tarafından gönderilen müzekkere cevabı uyarınca da davalı firmanın personel alımına sınırlı da olsa devam ettiği, ayrıca davacının iş sözleşmesinin feshi dışında görev yeri değişikliği ve başka bölüm ya da departmanlarda çalıştırma olanağı var iken bu yola gidilmediği, bu bağlamda feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı, diğer bir deyişle davacının iş sözleşmesinin davalı tarafça geçerli ve haklı bir sebep olmaksızın fesh edildiği anlaşılmakla; davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar vermek gerekmiş, davacının bordrolarında belirtilen brüt ücreti hükme dayanak kabul edilmiş ve neticeten aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.


HÜKÜM:

1-Açılan Davanın KABULÜNE,

2-İşverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının davalı işyerindeki İŞE İADESİNE,

3-Davacının kanuni süre içerisinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalı tarafından ödenmesi gereken tazminat miktarının takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında, neticeten ( 4* ... TL) ... TL olarak TESPİTİNE,

4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının, (4* ... TL) ... TL olduğunun ve davalıdan tahsili gerektiğinin TESPİTİNE,

5-İşçinin işe başlatılması halinde peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ve kıdem tazminatının yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsubu gerektiğinin TESPİTİNE,

6- Alınması gerekli 80,70 TL harçtan peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatan 26,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

7-Tarafların dava şartı olarak 2020 yılında arabulucuya başvurmuş ve anlaşamamış olmaları nedeniyle 7036 sayılı Yasanın 3/14 ve 2020 yılı Arabuluculuk Ücret Tarifesi gereği 680,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ölçümlenen 5100 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,

9- Davacı tarafından harcanan 150,5 TL yargılama gideri ile 54,40 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, Davalı tarafın yokluğunda (mazeretli sayıldığından) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Ankara Bölge Adliye İlgili Hukuk Dairesi’ne (Yargıtay denetiminden geçen dosyalar yönünden Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine) başvurma yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/02/2022


İşe İade Davası İspat Yükü