top of page

Aradığınız yazıyı bulamamanız veya hata alınması halinde arama kısmını kullanarak ulaşabilirsiniz.

Güncel Ankesör-Ardışık Arama Beraat Kararı

Güncelleme tarihi: 3 Kas 2023

Ankesör-Ardışık Arama kapsamında açılan ceza davalarında yargı birliğinin oluşması adına beraat kararlarının gerekçelerini paylaşmaktaydık. Bu paylaşacağımız karar da Temmuz 2023 tarihli olup, aramaların ardışık olması iddiasına da rağmen şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetildiği önemli kararlardan biri olmuştur. Kararın künye bilgilerini KVKK kapsamında paylaşmamız mümkün olmamaktadır. Nitekim, kararın ilk derece mahkemesine ait olması nedeniyle emsal olarak kullanmanın ya da mahkemelere sunmanın da hukuki bir etkisi bulunmamaktadır.

Ankesör-Ardışık Arama dosyalarının her birinin özellikleri ve değerlendirmesi farklılık göstermekte olup, kararlarla bir karşılaştırma yapmak da fayda sağlamamaktadır. Bu nedenle önceki yazılarımıza göz atmanızı tavsiye ederiz.

Bunlar dışında site içi arama kısmından da merak ettiğiniz konulara ulaşabilirsiniz.

Ankesör Beraat Kararı

T.C.

ANKARA

... AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2022/... Esas

KARAR NO : 2023/...

C.SAVCILIĞI ESAS NO : 2022/...


GEREKÇELİ KARAR

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A


DAVACI :K.H.

SANIK :

MÜDAFİİ :Av. FEYZULLAH ALTAŞ

SUÇ :Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

GÖZALTI TARİHİ :27/09/2022 - 30/09/2022

KARAR TARİHİ :06/07/2023

Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:

İDDİA;

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09/12/2022 Tarih, 2022/...Soruşturma nolu ve 2022/...Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 53, 54, 58/9, 63, 3713 sy. 5/1-2 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

...

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dosya bir bütün olarak incelendiğinde, Fethullah Gülen tarafından kurulan Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını istismar ederek "himmet" adı altında topladığı finans ile yurt içinde ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim kurumlarında amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencileri, elde ettiği mali ve siyasi gücü, örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm Anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek amacıyla hareket ettiği, örgüt lideri Fetullah Gülen'in "Devletin tüm kılcal damarlarına sızma" talimatı doğrultusunda tüm devlet kurumlarında kadrolaşmaya gidildiği, örgüt üyelerinin devlet kadrolarına atanması için yapılan sınavlarda sorulacak soruların sınav öncesinde temin edilerek örgüt üyelerine dağıtıldığı, bu şekilde örgüt üyelerinin devlet kadrolarına atanmalarının sağlandığı, örgütün "gizlilik, hiyerarşik yapılanma ve kod adı kullanma" gibi özellikleriyle diğer yasadışı terör örgütlerinin örgütlenme taktiklerini uyguladığı, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen rapora göre de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 ve 7. maddelerinde ifade edilen, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, ekonomik düzenini değiştirmek, devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak, yıkmak veya ele geçirmek, devletin iç ve dış güvenliğini kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla kurulmuş terör örgütü niteliğinde olduğu" belirlenmiştir.

Fethullah Gülen’in kendi ideolojisi doğrultusunda propaganda çalışmaları sonucu bu terör örgütüne sempati duyan insanlar örgütlenmeye başlamışlardır. Özellikle örgüt yapısı, hiyerarşik bir düzen içerisinde gizli olarak faaliyet yürütmektedir. Bilinen klasik örgüt yapısına ek olarak bu terör örgütünde devlet içerisinde kadrolaşmaya büyük önem verilmiş, devlet içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensupları kendi yetkili amirleri dışında örgüt içerisinde üst seviyede olanlardan talimat almak sureti ile örgüt amacına uygun işlemler yapmışlardır.

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kurucusu Fetullah Gülen’in örgütü ABD Pensilvanya’dan yönettiği, kurmuş olduğu örgütün amaç ve ideolojisi doğrultusunda mensuplarına, yazdığı kitaplar, çektiği videolar ve internet sitelerinden talimatlar göndererek örgütün nihai amacı olan dünya Müslümanlarını yönetecek ruhani liderliği elde etmek amacıyla devletin kurumlarına sızarak devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişini engelleme, yıpratma veya iş yapamaz hale getirmek için kurduğu, öğrenci evleri okul dershane ve yurtlarla kendisine bağlı gençlerden altın nesil oluşturmayı hedeflediği ve sonuç olarak da örgütün asıl hedefinin mevcut anayasal düzeni devlet kadrolarında yerleştirdikleri örgüt üyeleri vasıtasıyla silah zoruyla değil siyasi, ekonomik zorlamayla ve baskı oluşturarak devlet içerisinde devlet kurarak değiştirip, ülkeyi kendi ideolojisi doğrultusunda yönetmek istedikleri anlaşılmaktadır.

Fetullah Gülen ve cemaati, 1971 yılından itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde örgütlenmeye çalışmaktadır. Örgüt içerisinde faaliyet gösteren talebe imamları aracılığı ile örgüt evlerinde, okullarda ve yurtlarda askeri lise ve harp okullarına öğrenci hazırlanmaktadır. İlk zamanlarda az olan bu sayı yıllar geçtikçe artmış, 1984 yılından sonra bu faaliyetler yoğunluk kazanmıştır. O dönemde TSK içerisine yerleştirilen bu öğrencilerin birçoğu şu anda kurmay albay veya general rütbesindedir.

Genelkurmay Başkanlığı 1983-2014 yılları arasındaki dönemde TSK ile ilişiği kesilen Fetullah Gülen Grubuna mensup personel sayısını bildirmiştir. Bu süre içerisinde toplam 400 TSK personeli bu yapı mensubiyeti sebebiyle yaş kararı ile TSK'dan ihraç edilmiştir. FETÖ içinde faaliyet gösterdiği tespit edilen 1987 yılında 7 subay 17 astsubay, 1988 'de 7 astsubay, 1989'da 40 astsubay, 1990'da 2 subay 43 astsubay, 1991'de 1 subay, 21 astsubay, 1992'de 2 astsubay, 1994'de 2 subay, 1995'de 2 subay 1 astsubay, 1996'da 11 subay 10 astsubay, 1997'de 59 subay 73 astsubay, 1998'de 42 subay 31 astsubay, 1999'da 7 subay, 8 astsubay, 2000'de 5 subay, 6 astsubay, 2001'de 1 subay ve 2003'de 2 astsubayın ordu ile ilişiği kesilmiştir. TSK, 2003 yılından sonra Fetullahçı olduğunu bildiği hiç kimsenin ilişiğini kesmemiştir. Bundan sonra inisiyatif örgüte geçmiş ve TSK içinde bu örgütten olmayan veya muhalif olan herkesi tasfiye etmeye başlamıştır.

FETÖ, askeri denetim altına almak için çok çalışmıştır. Ergenekon ve diğer askeri davalar, sivil siyaset üzerindeki askeri vesayetin kaldırılması için değil, örgütün TSK, üzerinde egemen olması için gerçekleştirilmiştir. Bu gün TSK içerisinde önemli oranda kurmay subay olarak FETÖ mensubu bulunmaktadır. Ordunun cemaatleşmesi, kontrol altına alınması, örgütün siyasi hedefleri için zorunlu ve birinci görevidir.

Genelkurmay başkanlığı askerin içindeki FETÖ kadrolarıyla ilgili bir soruşturma başlatmıştır. TSK içindeki yapılanma konusunda 2006 yılında başlatılan ve on yıllık bu soruşturmada bir kişi bile yargılanamamış ve suçlanamamışken yüzlerce ve binlerce asker kişi, bu örgütün hışmına uğrayıp askerlikle ilişiği kesilmiş, emekli edilmiş veya yargılanıp mahkum edilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki FETÖ yapılanması endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Askeri disiplin ve hiyerarşinin dışında bir de örgütlü TSK cemaat yapılanması bulunmaktadır. Bu yapıyı kuranlardan tanık Kemalettin Özdemir, TSK’nın içinde en az % 60 ile % 80 FETÖ mensubu olduğunu anlatmıştır.

TSK içindeki FETÖ mensuplarına yönelik hiçbir ciddi çalışma yapılamamıştır. Askeri hakimlerin çoğunluğunun bu örgüte mensup olduğu, bu örgütle organik bağı tespit edilmesi nedeniyle adli yargıya alınmayanların askeri yargıya alınıp hakim yapıldığı iddia edilmiştir. Somut delil olmaması, Balyoz, Ergenekon gibi davalarla TSK'nın yıprandığı, birde FETÖ unsurlarına yönelik yapılacak çalışmanın TSK'yı huzursuz edeceği, motivasyonu düşüreceği ileri sürülerek FETÖ’nün askeri yapılanmasının araştırılması önlenmektedir. Gerçekte somut deliller olmasına rağmen TSK bünyesindeki FETÖ mensuplarına karşı etkili bir tedbir alınmamaktadır. FETÖ, en çok bu kuruma sızıp TSK'yı darbeci, hükümet düşmanı, ateist bir yapı olarak algılatmış, itibarsızlaştırıp, kağıttan kaplan olduğunu ilan ettirmiştir.

TSK bünyesindeki kripto örgüt üyelerinin ankesörlü/sabit hatlarla kendilerinden sorumlu mahrem imamları ile kurdukları gizli iletişim şekline yönelik olarak; birim içerisinde sorumlu düzeyde bulunan örgüt mensupları kendilerine bağlı askerlerin telefon numaralarını telefonlarına farklı isimler veya not kâğıtlarına GSM numaraları üzerinde belirli değişiklikler yaparak kaydettikleri, iletişim kurmak istedikleri zamanlarda ise halka açık yerlerde bulunan sabit kontörlü hatlar vasıtası ile genellikle mesai saatleri dışında arayarak birbirleri ile irtibat kurdukları anlaşılmaktadır. Söz konusu irtibatların tespit edilebilmesi amacıyla yapılan HTS incelemelerinden veya TCK-221 Etkin Pişmanlık Hükümleri çerçevesinde alınan ifadelerden elde edilen bilgiler şunlardır;

Yapılan aramaların yönü, tarih ve saat aralıkları incelendiğinde tüm aramaların tek yönlü olduğu, TSK içerisine sızmış örgüt üyelerinin ardışık olarak değişik tarih ve saatlerde peş peşe arandıkları,

Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli askeri personellerin ardışık olarak aynı sabit hatlardan arandığı göz önünde bulundurulduğunda ardışık aramaları yapan şahsın aynı şahıs olduğu ve FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde askeri personel olarak faaliyet yürüten örgüt üyelerinden (mahrem) sorumlu olan şahıs tarafından yapıldığı,

Askeri personel olarak görev yapan bu şahısların birçoğunun görev gereği herhangi bir birliktelikleri olmadığı, yine birçoğunun birbirlerini tanımadığı,

Yapılan ardışık aramaların incelemelerinde askeri personel olan şahıslar ile alakasız sivil şahısların (aranacak askeri personeli şifreli numarası ya da mahrem sorumlusunun deşifre olmamak için rastgele çevirdiği numara) ayrıca mahrem abi olduğu değerlendirilen şahsıların ardışık aramalar içerisinde yer aldıkları,Bu şahısların farklı adreslerde bulunan birçok kontörlü/ankesörlü telefonlardan arandıkları ve bu aramaların ardışık ve örgütsel aramalar olduğu,

Mahrem yapı sorumlularının asker şahıslar ile yaptıkları görüşmelerin genellikle kendilerine ait yada yine bu yapıda görevli mahrem yapıda sorumlu olan şahısların evlerinde gerçekleştiği ve bu görüşmede bir sonraki görüşme yeri ve tarihin kararlaştırıldığı, telefonla yapılan aramaların kısa olmasının nedeninin ise askeri personelin görüşmeye gelip gelemeyeceğinin teyit edilmesi veya daha önceden kararlaştırılan yer/tarihin değişmesinden dolayı yapılan aramalar olmasından kaynaklı olduğu,

Mahrem yapı sorumlusunun ardışık olarak birbirlerini tanımayan askeri personel şahısları arayarak buluşmaya gittiklerini bir ya da iki şahıs ile görüştükten sonra diğer şahıslar ile görüştükleri, bu nedenle birçok şahsın ardışık aranarak bir yol ve zaman haritası çizildiği,Mahrem (askeri) yapı içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten örgüt mensuplarının bir başka şahıslar üzerine kayıtlı operasyonel hattın (Patates Hat olarak tabir edilen) numarasını örgüt üyelerine verdikleri, numarayı örgüt stratejisi içerisinde şifrelemek suretiyle kaydettirdikleri, acil konularda aynı şekilde Kontörlü/Ankesörlü telefonlar üzerinden iletişime geçilmesi yönünde talimat verdikleri,

Mahrem yapı sorumlularının kendilerine bağlı olan FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin irtibat numaralarını bir kağıda şifreli bir şekilde yazdıkları, kendi numaralarını (Patates Hat olarak tabir edilen) şifreli bir şekilde yazdırdıkları ve bu sayede mahrem yapı sorumlularının olası bir operasyon sonucu yakalanmaları yada bu numaraların yazıldığı kağıtların başka şahısların eline geçmesi durumunda FETÖ/PDY terör örgütü mensubu Asker şahıslarının deşifresinin önlenmesi amaçlı yapıldığı,

Mahrem yapı içerisindeki irtibatın ve şifreleme tekniğin deşifre olmaması için çok sayıda şifreleme tekniğinin kullanıldığı görülmektedir.

Sorumlu düzeyde faaliyet yürüten veya TSK içerisine sızmış örgüt üyelerinin birbirlerinin numaralarını kaydederken kullanmış oldukları şifreleme yöntemleri;

- Yüz (100) Rakamına Tamamlama: Kayıtlı telefon numarasının son iki rakamını 100 sayısına tamamlayarak telefon numarasının kaydedilme şeklidir. Örneğin, son iki rakamı “05” olan telefonu “95” ya da son iki rakamı “33” olan telefonu “67” olarak kaydedilir.

- Doksan Dokuz (99) Rakamına Tamamlama: Kayıtlı telefon numarasının son iki rakamını 99 sayısına tamamlayarak telefon numarasının kaydedilme şeklidir. Örneğin Son iki rakamı “01” olan telefonu “98” ya da son iki rakamı “23” olan telefonu “76” olarak kaydedilir.

- Sondan Dördüncüyü Dört Arttırma: Telefon numarasının sondan dördüncü rakamına (4) eklenerek kaydedilmesidir. “555 444 62 44” numaralı telefon şifrelenerek not kağıdına yazılırken “505 444 02” 44 şeklinde yazılmasıdır.

- Sondan İkinci Ve Dördüncü Rakamı Yer Değiştirme: Telefon numarasının sondan ikinci ve dördüncü rakamların yerlerinin değiştirilmesi yöntemidir. Örneğin “555 444 62 44” numaralı telefon “505 444 42 64” olarak kaydedilir.

- Sondan ikili Rakam Bloklarını Çapraz Yer Değiştirme: Telefon numarasının sondan rakam bloklarının yerlerinin çapraz olarak değiştirilmesi yöntemidir. Örneğin “505 345 33 44” numaralı telefon “505 345 44 33” olarak kaydedilir.

- Rakam Bloklarını Ters Yazma: Telefon numarasının operatöre ait ilk 3 rakamları sabit kalmak şartıyla geri kalan rakamları ise rakam bloklarının kendi arasında ters yazılarak kaydedilmesi yöntemidir. Örneğin “505 345 65 78” numaralı telefon “505 543 56 87” olarak kaydedilir.

- Telefon Numaralarını 1 (bir) artırma: Telefon numarasının operatöre ait ilk 3 rakamları sabit kalmak şartıyla geri kalan rakamları (1) sayı artırmak suretiyle kaydedilmesi yöntemidir. Örneğin “505 287 33 56” numaralı telefon “505 398 44 67” olarak kaydedilir.

- Telefon Numarasını Oluşturan Rakamlara 1 Ekleme 1 Çıkarma: Telefon numarasını oluşturan rakamlara operatör kodundan sonra gelen rakamlara soldan başlayarak sıra ile 1 ekleyerek 1 çıkartarak kaydedilmesi yöntemidir. Örneğin “555 444 62 44” numaralı telefon “555 535 53 35” olarak kaydedilir.

Yukarıda özetlenen içeriklerinden de anlaşılacağı üzere, TSK içerisindeki FETÖ yapılanmasının gizli şekilde teşekkül ederek hücre biçiminde yapılandığı, askeri personel olan örgüt üyelerinin bağlı oldukları kendilerinden sorumlu mahrem imam olan örgüt yöneticisi abileriyle sabit hatlardan ankesörlü, kontörlü veya sabit hatlardan deşifre olmamak amacıyla iletişim kurarak örgütün hücre evindeki buluşmaları ayarladıkları, mahrem imamların sorumlu olduğu askeri örgüt üyelerini sabit hatlardan bir çok kez aradıkları, aranan örgüt üyelerinin bu aramaların bir kısmını görmediklerinden, bir kısmına o an müsait olmadıklarından, bir kısmını da sorumlu abinin aradığını tahmin edip görüşmek istemediklerinden dolayı cevap vermedikleri, sürekli farklı sabit numaradan arandıkları için hangi numaradan arandıklarına dikkat etmedikleri, örgüt yöneticisi mahrem imam ile örgüt üyesi askeri personel arasındaki yüz yüze görüşmelerin istisnaları olsa da hep birebir olduğu, örgüt üyesi askerlerin birbirlerinden haberdar olmadığı ve birbirlerini tanımadığı, FETÖ askeri yapılanması içerisinde gizliliğin esas olduğu, bu yüzden irtibatların birebir olduğu, grupların nadiren oluşturulduğu, bu yüzden ardışık ankesör araması tespit edilen diğer askeri şahısların FETÖ ile irtibatlı olup olmadıklarını bilmelerinin mümkün olmadığı gibi, ankesör arama sistemine takılan askeri şahısları da tanıyıp tanımadıklarının genellikle görüşmelerin bireysel olarak gerçekleştirildiği göz önüne alındığında bir önemi olmadığı anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra GSM hatları üzerinde yapılan HTS incelemesi içeriğinde belirtilen Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli diğer askeri personeller ile ardışık olarak aynı sabit hatlardan arandığı göz önünde bulundurulduğunda ardışık aramaları yapan şahsın aynı şahıs olduğu ve FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde askeri personel olarak faaliyet yürüten örgüt üyelerinden (mahrem) sorumlu olan şahıs tarafından yapıldığı, Yapılan aramaların yönü, tarih ve saat aralıkları incelendiğinde tüm aramaların tek yönlü olduğu, TSK içerisine sızmış örgüt üyelerinin ardışık olarak değişik tarih ve saatlerde peş peşe arandıkları, Askeri personel olarak görev yapan bu şahısların birçoğunun görev gereği herhangi bir birliktelikleri olmadığı, yine birçoğunun birbirlerini tanımadığı, Yapılan ardışık aramaların incelemelerinde askeri personel olan şahıslar ile alakasız sivil şahısların (aranacak askeri personeli şifreli numarası ya da mahrem sorumlusunun deşifre olmamak için rastgele çevirdiği numara) ayrıca mahrem abi olduğu değerlendirilen şahsıların ardışık aramalar içerisinde yer aldıkları, Bu şahısların ilimizde farklı adreslerde bulunan birçok kontörlü/ankesörlü telefonlardan arandıkları ve bu aramaların yukarıda bahsedilen ardışık ve örgütsel aramalar olduğu, Mahrem yapı sorumlularının kendilerine bağlı olan FETÖ/PDY terör örgütü tarafından asker yapılan şahısların irtibat numaralarını bir kağıda yazdıkları ve bunun şifreli bir şekilde yapıldığı, bu şifrelemenin telefon numarasının son iki rakamının 99 yada 100’e tamamlama, son dört rakamı 10’a tamamlama, ilk iki rakam haricindekileri birer arttırma, eksiltme, son 4 rakamını ikişerli çapraz yer değiştirme veya numarayı tersten yazma gibi şifreleme yöntemleri kullanmak suretiyle yapıldığı ve bu sayede mahrem yapı sorumlularının olası bir operasyon sonucu yakalanmaları yada bu numaraların yazıldığı kağıtların başka şahısların eline geçmesi durumunda FETÖ/PDY terör örgütü mensubu Asker şahıslarının deşifresinin önlenmesi amaçlı yapıldığı, Mahrem yapı sorumlularının asker şahıslar ile yaptıkları görüşmelerin genellikle kendilerine ait yada yine bu yapıda görevli mahrem yapıda sorumlu olan şahısların evlerinde gerçekleştiği ve bu görüşmede bir sonraki görüşme yeri ve tarihin kararlaştırıldığı, telefonla yapılan aramaların kısa olmasının nedeninin ise askeri personelin görüşmeye gelip gelemeyeceğinin teyit edilmesi veya daha önceden kararlaştırılan yer/tarihin değişmesinden dolayı yapılan aramalar olmasından kaynaklı olduğu, Mahrem yapı sorumlusunun ardışık olarak birbirlerini tanımayan askeri personel şahısları arayarak buluşmaya gittiklerini bir ya da iki şahıs ile görüştükten sonra diğer şahıslar ile görüştükleri, bu nedenle birçok şahsın ardışık aranarak bir yol ve zaman haritası çizildiği, Mahrem (askeri) yapı içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten örgüt mensuplarının bir başka şahıslar üzerine kayıtlı operasyonel hattın (Patates Hat olarak tabir edilen) numarasını örgüt üyelerine verdikleri, numarayı yukarıda bahsedilen örgüt stratejisi içerisinde şifrelemek suretiyle kaydettirdikleri, acil konularda aynı şekilde Kontörlü/Ankesörlü telefonlar üzerinden iletişime geçilmesi yönünde talimat verdikleri belirlenmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/... soruşturma sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturmayla düzenlenen iddianamede "TSK mensubu olan şüphelinin 2012-2014 yıllarında 80 kez ankesörlü/kontörlü büfe hat araması olduğu, 29 kez karşı baz aramasının bulunduğu ve bu aramaların 12 tanesinin ardışık arama niteliğinde olduğu mahrem abiye bağlı olduğu sohbet adı altında değişik zamanlarda toplantılara katıldığı, inkara dair savunmasının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu bir arada değerlendirildiğinde toplanan deliller, olay ve yakalama tutanakları ile dosyada yer alan diğer hususlar nazara alındığında şüphelinin Cebir ve şiddet Kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle Terörle Mücadele Kanunu 1.maddesinde yer alan amaçları gerçekleştirmeye yönelik olarak FETÖ/PDY Terör Örgütü üyesi olduğu örgütün amacı stratejisi yapılanması ve faaliyetleri itibariyle hareket ettiği ve üzerine atılı suçu işlediği iddiasıyla" mahkememizde kamu davası açılmıştır.

Sanık ...'nun TSK'da astsubay rütbesiyle görev yaptığı, mahkememizce sanığın kullandığı ... adına kayıtlı olan ... numaralı Gsm hattına ilişkin sabit/ankesörlü hatlardan arama kaydına dair aldırılan 02/01/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; iddianameye konu hattın arayan-aranan numaraların baz istasyonlarını gösterir şekilde incelenmesi neticesinde sabit/ankesörlü hatlardan kendi baz kayıtlarına göre 54 farklı tarihte 62 adet iletişim kaydının bulunduğu, karşı baz kayıtlarına göre 58 farklı tarihte 124 adet iletişim kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.

Bilirkişi raporunda sanık ile birlikte aynı tarihte aynı ankesörden ardışık olarak arandığı iddia olunan ... hakkında Ankara 19 ACM'yle, ... hakkında Kastamonu ACM'yle yapılan yazışmalarda ...'un etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı, sanıkla birlikte ardışık olarak arandığı iddia olunan ... hakkında uyap bilgi bankasından yapılan sorgulamada şahsın Ağrı 2 ACM'nin 2018/... esas sayılı dosyasında yargılandığı, yargılama sonucu HAGB kararı verildiği, sanıkla birlikte ardışık olarak arandığı iddia olunan ... hakkında Uyap bilgi bankasından yapılan sorgulamada şahsın Kırıkkale 1 ACM'nin 2021/... esas sayılı dosyasında yargılandığı, yargılama sonucu HAGB kararı verildiği görülmüş, mahkememizce talimat yoluyla beyanları alınan ... ve ... sanığı tanımadıklarını beyan etmiş, ... ise tanıklıktan çekilmiştir. Bilirkişi raporuna istinaden sanıkla birlikte ardışık olarak arandığı iddia olunan ... hakkında yapılan uyap sorgulamasında şahıslar hakkında soruşturma / kovuşturma olmadığı görülmüştür.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 13/11/2019 tarih 2018/5526 Esas 2019/6842 Karar ve 16-2018/53299 Tebiğname numaralı kararı "Şüphelinin/sanığın Askeri mahrem hizmetler yapılanmasında yer alıp sabit hat ve/veya ankesörlü telefonlar üzerinden hücresel haberleşme ağına dahil olup olmadıklarının belirlenmesi ile soruşturma ve yargılama aşamasında sanığın hukuki durumunun ve konumunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; suçun ispatı açısından belirleyici nitelikte olması nedeniyle bu delilin elde edilişi, niteliği, kullanımı, hukukiliği konusunda yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında, taraflar huzurunda tartışılması, savunma argümanlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca bu delillerin teyidi açısından;

-Mahrem imamların büfe/ankesörlü sabit telefon hattı ile hedef şahıslarla görüşmelerinde gizliliği sağlamak için genellikle kullandığı yöntem olarak belirlenen;

Hedef şahsın telefon numarasının, deşifre edilmesinin önlenmesi amacıyla çeşitli şifreleme metotları kullanarak kaydedilmesi,

Bazı mahrem imamların arama yapmadan önce ajandada kayıtlı numaralara baktığında şifreleme yaptığını unutarak/kasten yazılı olan şifreli numarayı aradığı, daha sonra yanlış numara çevirdiğini fark ederek/kasten asker şahsı tekrar gerçek numarasından aramış olmaları,

Aramalar tek taraflı ve kısa süreli olması veya sadece çağrıdan ibaret bulunması,

Aranan askeri personelin büyük kısmının genellikle rütbe/makam olarak ve bağlı bulunduğu kuvvetlerin de denk olmaları, Mahrem imamlar tarafından gerçekleştirilen arka arkaya aramanın (ARDIŞIK ARAMA) örgütsel amaçlı olduğuna dair karine oluşturması,

Aramanın mesai saatleri dışında yapılması, sorumlu şahsın, askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı ilgisiz ve alakasız kişileri de ankesörle arayarak bu bütün içerisinde hedeflerin kaybolmasını sağlama çabası,

Aramanın on beş gün, ayda veya iki ayda bir kez olmak üzere periyodik olması,

Mahrem imamın sorumlusu olduğu asker şahıs/şahıslarla aynı ilde ikamet ettiği ve aynı ildeki sabit hatlarla iletişim kurduğunun gözetilmesi,

Asker şahısların hatların takılı bulunduğu cihazların toplantı yerine götürülmediği veya götürülse bile kapalı tuttukları,

Mahrem imamlarca hedef şahıs arandıktan sonra ilgisiz rastgele numaraların çevrilerek, redial (geri arama) tuşu ile son aranan kişinin tespitinin önlenmeye çalışılması, hususlarını da ortaya koyan, bu delilin elde edilişi, niteliği, kullanımı, hukukiliği konusunda yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında kişiselleştirilmiş, Emniyet birimlerince, büfe/ankesörlü sabit telefon hatlarıyla irtibat kurma yöntemine ilişkin olarak düzenlenen ayrıntılı analiz raporunun temin edilerek dosyaya konulması,

-Emniyet kayıtlarının yanı sıra BTK’dan alınan baz istasyonunu gösterir HTS kayıtlarının, “0” saniyeli çağrılar da dahil olmak üzere getirilmesi,

-Şüpheli/sanığın görev yaptığı diğer şehirlerde ardışık aramalarının olup olmadığı araştırılarak sabit hat ve ankesörlü telefon kullandığına ilişkin analiz raporunun da istenmesi,

-Şüpheli/sanıkla ilgili sabit hat veya ardışık aramaya ilişkin varsa itirafçı beyanlarının dosyaya getirilmesi, gerektiği takdirde tanık sıfatıyla dinlenilmeleri,

-Ardışık aramalar kapsamında, diğer asker şahıslar hakkında bir soruşturma veya dava olup olmadığı araştırılıp varsa ifade örneklerinin dosyaya ibrazı sağlanarak değerlendirilmesi suretiyle maddi gerçeğin ortaya konulması gerekmektedir." şeklindedir.

Bu Yargıtay kararında yer alan kriterler doğrultusunda sanığın şifreli metotlar kullanılarak aranmadığı, askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı ilgisiz ve alakasız kişileri de ankesörle arayarak bu bütün içerisinde hedeflerin kaybolmasını sağlama çabasının olmadığı, sanığın arandıktan sonra ilgisiz rastgele numaraların çevrilerek, redial (geri arama) tuşu ile son aranan kişinin tespitinin önlenmeye çalışılması durumunun da olmadığı, sanığın bu haliyle Yargıtay'ın tespit ettiği kriterlere uygun olarak arka arkaya yıllık, aylık, haftalık ve günlük düzen içerisinde periyodik/ardışık şekilde aranmamış olduğu kanaatine varılmıştır. Sanığın 2009-2014 yılları arasında yapılan aramalarının periyodik olarak değerlendirilemeyeceği göz önüne alındığında bütün halinde bu aramaların örgütsel arama kriterlerini taşımadığı kanaatine varıldığı, bu haliyle iddianamede ileri sürülen ve suça dayanak teşkil ettiği iddia edilen hususların, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübut bulması için aranan, süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk suç unsurlarının oluştuğuna dair kesin delil teşkil edemeyeceği, sanığın aşamalarda alınan ve istikrar arzeden savunmalarında suçlamayı kabul etmediği, sanık savunmasının aksinin de ispatlanamadığı, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre de, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı kanaatine varılmakla, sanığın atılı suçtan beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle,

Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma eyleminden dolayı TCK nun 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeni ile sanığın atılı suçtan CMK' nun 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,

...

Dair, Ankara Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yasa yolu açık olmak üzere, yasa yoluna başvurma süresinin kararın açıklanmasından itibaren yedi gün olduğu, yasa yoluna başvurunun mahkememize verilecek bir dilekçe veya zabıt kâtibine beyanın tutanağa geçirilmesi suretiyle yapılabileceği ve yasa yoluna başvurulmadığında kararın kesinleşeceği hususları açıklanarak iddia makamı huzuruyla, mütalaaya aykırı, sanık ve müdafiinin yüzüne karşı, alenen oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/07/2023


Başkan Üye Üye Katip


Güncel Ankesör-Ardışık Arama Beraat Kararı

Commentaires


bottom of page